in two - Turc Anglais Dictionnaire

in two

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "in two" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 2 résultat(s)

Anglais Turc
General
in two adv. iki kısma
Idioms
in two adj. ortadan ikiye

Sens de "in two" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
be in two minds v. bocalamak
put one's two cents in v. fikrini söylemek
be in two minds about v. birşey hakkında kesin bir karara varamamak
fold in two v. ikiye kıvırmak
fold in two v. ikiye katlamak
break in two v. ikiye bölmek (ekmeği vb)
triple one’s money in two weeks v. parasını iki haftada üçe katlamak
work in two-man teams v. ikili takımlar halinde çalışmak
in two minds adj. kararsız
in two shakes adv. bir çırpıda
in under two months adv. iki aydan az bir zamanda
in two ticks adv. hemen
in two minutes flat adv. tam iki dakikada
in two shakes adv. bir lahzada
in two shakes adv. çok çabuk ve kolaylıkla
in two shakes adv. hemen
in a day or two adv. bir iki gün içinde
two in a row adv. ikisi bir arada
in two rows facing each other adv. iki geçeli
in two steps adv. iki adımda
once in two days adv. iki günde bir
once in two days adv. her iki günde bir
once in two hours adv. iki saatte bir
two years in a row adv. iki sene üst üste
two years in a row adv. iki yıl arka arkaya
two years in a row adv. iki yıl üst üste
in the last two years adv. son iki sene içinde
in two days adv. iki gün içinde
two in one adv. ikisi bir arada
once in two days adv. iki günde bir
in two ways adv. iki katlı bir şekilde
two peas in a pod expr. çok benzeşen iki birey
two peas in a pod expr. hık demiş burnundan düşmüş
two peas in a pod expr. benzer iki şey
Phrases
an apple cleft in two n. bir elmanın iki yarısı
friendship is one mind in two bodies expr. dostluk aynı düşünceleri paylaşmaktır
in two minutes flat expr. tam iki dakika içinde
in two minutes flat expr. sadece iki dakika içinde
Proverb
bird in the hand is worth two in the bush elde edilmiş olan şey elde edilememiş güzel şeylerden daha iyidir
bird in the hand is worth two in the bush eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir
a bird in the hand is worth two in the bush eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir
one cannot be in two places at once on tane elim yok. her yere aynı anda koşamam/yetişemem
you can't sit in two chairs at once aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs at once aynı anda her yere yetişemezsin
you can't sit in two chairs at the same time aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs with one butt ikisinden birini seçmesi gerek
you can't sit in two chairs at the same time ikisinden birini seçmesi gerek
you can't sit in two chairs with one butt iki şey aynı anda yapılamaz
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs at the same time aynı anda her yere yetişemezsin
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda her yere yetişemezsin
you can't sit in two chairs at the same time iki şey aynı anda yapılamaz
Colloquial
be in two minds v. kararsızlık yaşamak
be in two minds v. kararsız kalmak
be in two minds v. (iki seçenek arasında) gidip gelmek
be in two minds v. muallakta kalmak
be in two minds v. gel git yaşamak
be in two minds v. bocalamak
be in two minds v. ikilemde kalmak/olmak
in two minds expr. kararsız
in two minds expr. kesin bir karara varamayan
in a year or two expr. bir veya iki sene içinde
in a year or two expr. bir veya iki seneye
in two minutes flat expr. tam iki dakika içinde
in two minutes flat expr. tam iki dakikada
Idioms
be in two minds about v. kararsız kalmak
put your two cents worth in v. sorulmadan fikir beyan etmek
put your two cents worth in v. her lafa karışmak
put your two cents worth in v. hariçten gazel okumak
put your two cents worth in v. her lafa atlamak
put your two cents worth in v. her söze karışmak
be in two minds about something v. ikilemde olmak
be like two peas in a pod v. bir elmanın iki yarısı gibi olmak
put in one's two cents v. fikrini söylemek
rip something in two v. bir şeyi (yırtarak) ikiye bölmek/ayırmak
put one's two cents' worth in v. hariçten gazel okumak
put one's two cents' worth in v. bir işe salça/maydanoz olmak
put one's two cents' worth in v. burnunu sokmak
put in your two penn'orth v. (sorulmadan) görüşünü açıklamak
put in/stick in your two penn'orth v. (konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
put in your two penn'orth v. (konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
stick in your two penn'orth v. konuşmaya dalmak
put in/stick in your two penn'orth v. (sorulmadan) görüşünü açıklamak
put in/stick in your two penn'orth v. konuşmaya dalmak
stick in your two penn'orth v. (sorulmadan) görüşünü açıklamak
stick in your two penn'orth v. (konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
put in your two penn'orth v. konuşmaya dalmak
be in two minds about v. kararsızlık yaşamak
be in two minds v. kararsızlık yaşamak
be in two minds v. (iki seçenek arasında) gidip gelmek
be in two minds v. muallakta kalmak
keep (two or more people) straight (in one's mind/head) v. kimin kim olduğunu kafasında oturtmak
keep (two or more people) straight (in one's mind/head) v. (birden fazla kişiyi) birbirinden ayırt edebilmek
keep (two or more people) straight (in one's mind/head) v. (birden fazla kişiyi) kafasında ayırt edebilmek
put in (one's) two pennyworth [uk] v. yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
put in (one's) two pennyworth [uk] v. (kendi) naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
put in (one's) two pennyworth [uk] v. maydanoz olmak
put in your two ˈcents’ worth v. yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
put in your two penn’orth v. yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
put in your two ˈcents’ worth v. naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
put in your two penn’orth v. görüşünü/fikrini paylaşmak
put in your two penn’orth v. yerli yersiz fikrini söylemek
put in your two ˈcents’ worth v. görüşünü/fikrini paylaşmak
put in your two penn’orth v. naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
put in your two pennyworth v. görüşünü/fikrini paylaşmak
put in (one's) two pennyworth [uk] v. (kendi) görüşünü/fikrini paylaşmak
put in your two pennyworth v. yerli yersiz fikrini söylemek
put in your two ˈcents’ worth v. yerli yersiz fikrini söylemek
put in your two pennyworth v. yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
put in (one's) two pennyworth [uk] v. yerli yersiz (kendi) fikrini söylemek
put in your two pennyworth v. naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
rip (someone) in two v. (birinin) yüreğini dağlamak
rip (someone) in two v. (birinin) kalbini kırmak
rip (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) ortadan ikiye ayırmak
rip (someone) in two v. (birini) harap etmek
rip (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) iki eşit parçaya bölmek
rip (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) ikiye ayırmak
rip (someone) in two v. (birinin) ciğerini yakmak/delmek
rip (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) ortadan ikiye bölmek
rip (someone) in two v. (birini) kahretmek
rip (someone) in two v. (birini) duygusal olarak yıkmak
tear (someone) in two v. (birini) yıkmak
tear (someone) in two v. (birini) kahretmek
tear (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) iki parçaya bölmek
tear (someone) in two v. (birinin) içini parçalamak
tear (someone) in two v. (birinin duygusal olarak) canını çok acıtmak/yakmak
tear (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) ortadan ikiye ayırmak
tear (someone) in two v. (birini) paramparça etmek
tear (someone or something) in two v. (birini/bir şeyi) ikiye bölmek
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kararsızlık yaşamak
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şey/bir şeyi yapmak hakkında bocalamak
be in two places at once v. her şeye aynı anda yetişmek
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili ikilemde olmak
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili gel git yaşamak
be in two places at once v. aynı anda iki yerde birden olmak
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kesin karar verememek
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kararsız kalmak
be in two minds about something/about doing something [uk] v. bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili muallakta kalmak
can't be in two places at once v. her yere aynı anda koşamamak/yetişememek
can't be in two places at once v. on tane eli olmamak
can't be in two places at once v. aynı anda iki yerde birden olamamak
pull (one's) belt in a notch or two v. harcamaları azaltmak/kısmak
pull in (one's) belt a notch or two v. harcamaları azaltmak/kısmak
pull in (one's) belt a notch or two v. kemer sıkmak
pull (one's) belt in a notch or two v. kemer sıkmak
put in (one's) two pennies (worth) [uk] v. sorulmadan fikrini söylemek
put in (one's) two cents' worth v. sorulmadan fikrini söylemek
put in (one's) two penn'orth [uk] v. sorulmadan fikrini söylemek
put in (one's) two pennies (worth) [uk] v. hariçten gazel okumak
put in (one's) two cents' worth v. hariçten gazel okumak